6 Kasım 2011 Pazar

*


ÖTEKİLEŞTİRMEDEN BÜYÜK DEVLET OLABİLMEK

Birkaç haftadır yazmayı düşündüm, yazamadım sustum. Nedeni Türk olmam. Kendimi karşımdakilerin yerine koyuyorum, ya Kürt doğsaydım bu coğrafyada? Her gün psikolojik ve fiziki linç edilme travmasıyla yaşamanın getirdiği paradokslarla ne kadar insan kalabilirdim? Sık sık bunları düşünüyorum son günlerde. Ne yıkıntıların altından kurtulan Azra bebeğe ve annesine, n
e de diğerlerine fazla sevinemiyorum. Görsel ve yazılı basın almış başını gidiyor. Hiç utanmadan, sıkılmadan hâlâ ırkçı, faşist söylemleriyle ve bönlenmiş egolarıyla Kürt kardeşlerimize saldırıyorlar. Hele bir kadın sunucu, Müge denen aymazın söyledikleri affedilebilir cinsten değildi...Umarım bunu yapan ve destekleyenler oturdukları (İstanbul) fay hatlarının altında aynı acıyı yaşamazlar.

Büyük devlet olmanın en önemli işlevsel özelliği vatandaşlarını ötekileştirmeden, herkese eşit mesafede davranıyor olmasıdır. Sen büyük devlet iddiasındaysan, bütün gücünü kullanarak oradaki vatandaşlarına yardım etmek zorundasın. Bunu yaparken de böbürlenmeden, övünmeden, başlarına kakmadan yapmalısın. Ancak küçük faşist devletçikler paranoya kapılarak halklarına zulüm ederler, empatiyle yaklaşamaz.

Okuduğum bazı gazete, bloglar da tüm Van halkının (Kürt vatandaşlarımızın) polise ve askere taş atmış gibi gösterilmesi yanlış olduğu kadar acizliğinde göstergesidir. Kaldı ki 14 milyonluk Kürt nüfusun sadece 2 milyonu PKK sempatizanıdır veya mecburen öyle davranmaktadır. Bunu altında yatan sebepler ayrı bir tartışma konusudur.

İnsan haklarının ve demokrasinin tam uygulandığı ülkelerde; öğrenci, işçi, köylü, memur, emekli, halk, etnik bir grup, dini bir inanç sahipleri kendisini yönetenleri kollamakla görevli kolluk kuvvetlerine taş atma meşruluğuna sahiptir. Bunda abartılacak bir olgu yoktur. Önemli olan, güçlü devletin, kendine taş atan kişiyi veya grupları, kendi meşru kanunları çerçevesinde değerlendirmek dışında bir lükse sahip olmamasıdır.

Güçlü devletin davranış ritüeli her zaman vatandaşlarını empatiyle kucaklamak olmalıdır. Bunun teknolojik alt yapısı ülkemizde fazlasıyla vardır ama zihinsel alt yapı buna hazır mıdır? Bunun iyi değerlendirilmesi gerekir.

Evet, tüm Van halkı devlete taş atsa, oraya yardım yapılmayacak mıydı?

İçinden geçtiğimiz şu önemli süreçte herkesin sorumlu davranarak faşizan söylemlerden kaçınarak, önce kendisini sorgulamalıdır. Aksi takdirde jakoben düşünce ve eylemler barışı baltalamaktan öteye geçemez.
Ahmet

6 yorum:

ayşegül dedi ki...

Cok ama cok guzel yazmissin ahmetcim. burda sabaha karsi yine okumak icin aliyorum haberin olsun. hepinizi cok ozledim. xoxo

TOLGA dedi ki...

Tolganın yazdığı gibi bizde özledik
Ayşegül cüm. Yılbaşına bekliyoruz.
Geldiğinde bloğunu açarsın artık.

Sevgiler
Ahmet

Bengi Özkan dedi ki...

Kurguya göre böyle olmak zorunda :((...

Sevgiler

Bengi

TOLGA dedi ki...

Gelişen durumlar pek iç açıcı değil
Bengi.

Sevgiler
Ahmet

Bengi Özkan dedi ki...

Zaten kurguda hoş değil, ondandır. Çünkü kurgu bizim yararımıza değil....

Dahada kötü günler olacak, bunlarıda arayacağız, her şey çöküyor...

Sevgiler,

Bengi

TOLGA dedi ki...

Kurguyu yapanlar vahşi kapitalist ülkeler...Portekiz, İspanya ekonomileri geçen yıllarda, Yunanistan, İtalya, İngiltere vb AB ülkeleri bu yıl batmakta. Kapitalizm çok kötü bir diyet ödeme dönemine girmiştir.

Türkiye'de son 9 yılın en büyük enflasyon çıkış verisi ekim ayında yaşanmıştır. TEFE ve TÜFE artışlarına global kriz teğet geçiyor denilemez.

Sevgiler
Ahmet